7 Temmuz 2011 Perşembe

Cumhuriyetin ilk yıllarından karanlık bir hatıra ve "Şapka çıkarmak" deyiminin hikâyesi.

İstanbullu Gazi Mülazım Ahmet Sami Bey, Osmanlı ordusuyla 1. Dünya Savaşı’nda çeşitli cephelerde savaşmış, daha sonra Kurtuluş Savaşı'nda Ermenilere karşı şark cephesinde gaza ederken bir kolunu kaybetmiş kahraman bir Türk askeridir. Fakat bu kahraman askerin tarihimizdeki yeri gaza meydanındaki kahramanlıkları değil maalesef, cumhuriyetin ilanından sonra bu kahraman gaziye layık görülenler; milli bir utanç.

Genç Ahmet Sami, Yüksek Ticaret Mektebi’nde okurken seferberlik ilan edilince okulunu bırakır ve orduya katılır. Çanakkale’de, Galiçya'da savaştıktan sonra Filistin cephesinde esir düşer. İngiliz esaretinden kurtulur kurtulmaz soluğu doğu cephesinde alır, yurdu işgalci Ermenilere karşı müdafaa eden büyük kumandan Kâzım Karabekir Paşa'nın komutası altına girer. Kadere bakın ki cumhuriyet rejiminin kendisine yapacakları, kumandanı Karabekir Paşa'ya yapılacak olanlardan aşağı kalmayacaktır.

Sarıkamış’ın geri alınması esnasında Ermeni topçusunun şarapnellerine bir kolunu verir genç zabit Ahmet Sami henüz hayatının baharında. "Bu vatana kolumu değil, canımı feda etmeyi göze almışım" der, harp bittiğinde yıllardır ayrı kaldığı İstanbul’a muzaffer bir gazi olarak döner. Ahmet Sami okula geri dönmeyip kömür tüccarı babasının yanında çalışmaya başlar, evlenir, bir oğlu olur. Adını kumandanına saygı olarak Musa Kâzım koyar. Her şey güzel gitmektedir Ahmet Sami için, tâ ki 671 sayılı şapka iktisası hakkında kanun kabul edilene kadar.

Ahmet Sami fesinden vazgeçmez. "Gerekirse evden çıkmam, ölürüm ama kafamda o şapkayla İstanbul’da dolaşmam" der ailesine, yakınlarına. Tüm ısrarlara, başına iş alacağına dair ikazlara kulak asmaz Ahmet Sami, "fesimi çıkarmam" der. Sonunda olan olur ve şapka kanununa muhalefetten yakalanır. Mahkemeye çıkarılır. Derler ki "Pişmanım de, bir daha fes giymeyeceğim de, böylelikle kurtulursun" fakat o kulak asmaz, "Ben gazi bir Türk zabitiyim ve fesim Türklüğümün, İslamlığımın sembolüdür." Mahkeme karşısında boyun eğmeyen bu kahraman gazi için idam kararı verilir, karar okunurken vakur tavrından katiyen ödün vermez.

İnfaz günü geldiğinde cumhuriyet savcısı, Ahmet Sami Bey'e "Diyeceğin var mı?" diye sorar.

-Ben bu vatanı Frenk zulmünden kurtarmak için senelerce cephelerde savaştım. Ermenilerle savaşta bir kolumu bu vatana feda ettim. Fakat kurtardığım vatanı idare edenler bugün benden Frenkler gibi, Ermeniler gibi, Rumlar gibi giyinmemi istiyorlar. Kabul etmiyorum, Türk ve Müslüman bir Osmanlı olarak ölüyorum, vatan sağ olsun.

Ahmet Sami Bey bunları söyledikten sonra Çingene cellâdı omzuyla iter ve tabureye tekmeyi kendisi vurur. Bahçekapı’daki idamı izleyen binlerce Osmanlı evladı gözyaşlarını tutamaz ve başlarına zorla giydirilmiş şapkaları çıkararak bu kahramana saygılarını sunup cumhuriyet tarihinin ilk toplu sivil itaatsizlik eylemini sessizce gerçekleştirirler.

İşte saygıyı anlatan "şapka çıkarmak" deyiminin kökeni bu hazin olaydır.


İskilipli Atıf Hoca'nın mücadelesinin anlatıldığı "Kelebekler Sonsuza Uçar" filminden ibretlik bir sahne.

1 yorum:

Adsız dedi ki...

Yunan fesine islamlik ve türklük demek de çok hosmus --fleurquin