1 Temmuz 2011 Cuma

Nefsime 15 yaşımda yenildim, tadıma bakabilirsin...

Her şey Edirnekapı metrobüs durağına gelmemle başladı, o da oradaydı. Bundan iki sene kadar önce sevimli ve güzel genç kızlara henüz 20'li yaşlarımda olmama rağmen bir baba şefkatiyle yaklaşmaya başladım, bunun sebeplerini kendi içinde aradığım halde bir türlü bulamıyordum. Ona da ilk görüşte bir baba şefkatiyle baktım, o da bana gülen gözlerle bakıyordu, merak etmiştim, bu saatte böyle hanım hanımcık bir genç kızın tek başına Edirnekapı metrobüs istasyonunda ne işi olabilirdi?

Edirnekapi Metrobus Station at Night


Metrobüs istasyona yanaşınca toplam 10-15 kişi olan grup metrobüse bindik, arka köşeye motorun yanındaki koltuğa oturdum, o da yanıma oturdu. Kulaklıklarını takıp müzik dinlemeye başladı, Cengiz Kurtoğlu'nun unutulan isimli şarkısını dinliyordu, bu şarkıyı ben de çok severdim ve oldukça efkârlı bir durumdaydım. Nazik bir şekilde eline dokunarak kulaklıklarını çıkarmasını rica ettim, o da kulaklıklarını çıkartarak "efendim" dedi. "ben de Cengiz Kurtoğlu'nu çok severim, mahsuru yoksa bir kulaklıktan da ben dinleyebilir miyim?" dedim, gülerek "tabii ki" dedi. Cengiz "benim değilsin artık, boş ver unut adımı" derken gözlerinden birkaç damla yaş süzüldüğünü gördüm, şarkı bittikten sonra sordum;

Cover of Cengiz Kurtoglu's Legendary LP "Unutulan"


-Bu şarkının benim için de hoş olmayan anıları vardır, seni de biri fazlasıyla üzmüş olmalı?

-Evet, sevgilim beni henüz bir saat önce terk etti, en yakın arkadaşlarımdan biriyle berabermiş. İnanabiliyor musun?

-Aman tanrım! Ne kadar da acı bir tecrübe. Bu arada ben Faysal.

-Memnun oldum Faysal, ben de İrem.

Adı İrem’di. Bu narin, yüzünden hüzün okunan ve iki damla yaş güzel yeşil gözlerinden o sevimli yüzünde süzülerek bir çift yaya benzeyen dudaklarına doğru akan güzelliğin adı İrem’di. "şimdi ne yapacaksın?" diye sordum, "bilmiyorum, bir arkadaşıma gidiyorum, onunla biraz dertleşir, bir-iki kadeh bir şeyler içeriz." dedi. Sorularıma içtenlikle cevap veriyordu. Kendisine arkadaşının nerede oturduğunu sordum, Küçükçekmece Soğuksu'da oturduğunu söyledi. Gecenin bu saatinde Küçükçekmece’de inecek ve Soğuksu'ya kadar yürüyecekti. Bu narin güzelliğin o tekinsiz yolda tek başına gece geç bir saatte yürümesine gönlüm el vermedi. "arzu edersen benimle beraber in, ben seni hususi otomobilimle Soğuksu'ya bırakırım" dedim. Biraz tereddüt etti, "bilmem nasıl olur ki?" dedi, "ne olacak, iki adım yol" dedim, böylelikle kabul etti.

Soguksu Railway Station


Metrobüsten inip bizim eve doğru yürümeye başladık. Eve gidip arabanın anahtarlarını aldım, belki de gerçekten samimi ve art niyetsiz olduğumu o an anladı ve bana ağlamaklı bir ses tonuyla "Faysal, şey... Müsaitsen, seninle biraz daha konuşabilir miyiz? Buna ihtiyacım var galiba" dedi. "tabii" dedim, arabayla çıkıp tekelden birkaç bira aldık ve eve geldik. Oturup birbirimize aşk acılarımızı, hayat tecrübelerimizi anlattık, bir saat kadar sonra hafif sarhoşluk belirtileri sergilemeye başladı, onunla uğraşmak istemediğimden "istersen seni arkadaşına bırakayım, merak etmiştir." dedim, yüzüme baktı, "sende kalsam olmaz mı?" dedi. Başıma iş almak istemiyordum fakat acı çektiği her halinden belli olan bu zavallı kıza karşı gelmek de içimden gelmiyordu. "kalabilirsin, yalnız yarın sabah işe gideceğimden erken kalkman gerekecek" dedim. Kabul etti, kendisiyle bir saat kadar sohbet ettikten sonra ona kendi yatağımı hazırladım. Odama kadar eşlik ettim, üstünü örttüm. "beni öpsene" dedi, bu teklifi hiç garip gelmedi çünkü sevgiye ihtiyacı olan bir kız böyle bir şey söyleyebilirdi, yanağından öptüm, tam "iyi geceler" derken bileğimden kuvvetlice kavrayarak beni kendisine çekti ve dudaklarıma yapıştı. Aman tanrım! Bu da neyin nesiydi böyle?

-Ne yapıyorsun İrem? Bu hiç doğru değil, dedim.

-Ne yani, beni istemiyor musun? dedi

-Aklına nasıl böyle bir şey getirirsin, lütfen şimdi uyu, sarhoşsun, dedim.

Ve o beni kahredecek cümleyi söyledi,

-Nefsime 15 yaşımda yenildim, tadıma bakabilirsin.

O belki nefsine 15 yaşında yenilmişti fakat benim nefsime yenilmeye hiç niyetim yoktu. Kendisine gösterdiğim iyi niyeti yeteri kadar suiistimal etmişti. Onu yataktan kaldırdım, derhal üstünü giyinmesini söyledim. Arabaya bindik ve Soğuksu'ya doğru yola çıktık. Yol boyunca ağladı, "hep benim yüzümden", "ben hep böyleyim" gibi cümlelerle kendisini yeriyor ve benim ona "hayır, seninle alakası yok" tarzı bir şeyler söylememi bekliyordu. Bu beklentisini karşılamak gibi bir niyetim katiyen yoktu. Soğuksu istasyonunda onu bıraktım, inerken "ne olur telefonunu ver, senin gibi bir insanı yitirmek istemem" dedi, "başka bir hayatta tatlım." dedim ve onu nazikçe yolcu ettim. İnsanca bir sevgiye olan inancımı biraz daha yitirmiş bir hâlde evime döndüm, kalan ısınmış biradan bir yudum alıp soğuk yatağıma girdim. Pikenin altında titriyor ve hıçkırarak ağlıyordum...

3 yorum:

Adsız dedi ki...

Seni o kadar özledim ki faysal amını sikiyim

Unknown dedi ki...

fayso nerdesin amk faysoo acil ulaş bana abi dardayım

Adsız dedi ki...

faysal baba dola boynuma babaaaaaaa