7 Eylül 2011 Çarşamba

Kız Talebe Evleri Gerçeği – Lezbiyanite ve Gözden Kaçırdıklarımız





                Lise bitip de fakültenin kapısından adımımı attığımda henüz 16 yaşında bir gençtim. Kulaklarımda küpelerim, Demetrio Albertini tarzı saçlarımla genç kızların dikkatini çekmem zor olmamıştı fakat mutlu bir ilişkim olduğundan başımı kaldırıp yürürken dolgun kalçaları tahrik edici salınımlar yapan bir talebe kıza bakma gereği duymuyordum. Yüce İsa, ne kadar safmışım… Bu böyle devam etti, ta ki üçüncü seneme başlayacağım yaz tatilinde o mutlu ilişkinin diğer tarafı mutlu olmadığını söyleyene dek…

                Terk edilmiş her tutku dolu genç erkek gibi bir süre bocalasam da daha sonra gözümü fakülte hayatının bana sunduğu nimetlere açmaya karar verdim. Okulumuzdaki çekici talebe kızların farkındaydım artık. Arkadaşlarımla kantinde oturup gençlik ateşiyle nemli vajen dudakları ateş gibi yanan bu kızların kritiğini yapıyorduk. Birinci sınıflara “dumanı üstünde liseli” derdik, bu tecrübesiz körpeler bizim gibi iki senesini tamamlamış ve kaşarlanmaya başlamış gençler için son derece çekici avlardı fakat benim dikkatimi asıl çeken kız hukuk fakültesi üçüncü sınıfta okuyan esmer ve uzun boylu bir afetti.

                Bu afet bizim bölümün başarılı talebelerinden olan ve şu an akademisyen olma yolunda süratle ilerleyen Gizem’in ev arkadaşıydı. Gizem’in derslerdeki başarısı dışında dikkat çeken bir diğer hususiyeti de erkeklerle mesafeli oluşuydu. Bunu önceden efendiliğine, iffetli oluşuna yorsam da kantin masalarında oturup birer bardak sıcak çay eşliğinde fantazyalar kurduğumuz değerli dostum Erhan’ın kendisiyle bir ilişkiye başlama teşebbüsleri neticesiz kalınca kararım değişmeye başlamıştı.

              Erhan bir dönem Gizem’le yakınlık kurmaya çalıştığından onu ve benim arzularımın nesnesi olan ev arkadaşını az çok tanıyordu. Onları birkaç kez gittikleri bir yemekten yahut okuldaki bir etkinlikten Beşiktaş’taki talebe evlerine bırakmışlığı vardı. Hemen Erhan’a sordum;

-Erhan, şu bizim Gizem’in ev arkadaşı var ya hukukta, onun adı ne?

-Sevil. Hayırdır?

-Bir süredir dikkatimi çekiyor. Burada seninle otururken önümüzden geçtiğinde penisimin pantolonumun içinde kabardığını hissediyorum. İstem dışı kalçalarına odaklanıp dalıyorum ve bazen böyle anlarda uyluklarımın iç tarafında birkaç damla meninin sıcaklığını hissettiğim dahi oluyor. Uzun boyu, biçimli kalçaları ve geniş gövdesiyle bana hitap ediyor. Onu yüz üstü yatağa yatırıp o geniş kalçalarının arasında erkekliğimi hissederken iri sırtının ortasındaki leziz omur çukurunu seyrediyor olduğumu hayal ediyorum ve adeta kendimden geçiyorum.

-O iş olmaz.

-Fakat neden?

-Gizem’le benim iş neden olmadıysa o yüzden.

-Sahi, o iş neden olmadı? Gizem çok tuhaf, erkeklerle arasındaki ilişki son derece ekstraordiner, öncelikle bunu iffet ve namus gibi erdemlere bağladıysam da senin olayının ardından kafamda farklı soru işaretleri oluşmaya başlamadı değil.

-Kafandaki soru işaretlerinin arasında lezbiyanite de var mı Faysal?

-Hayır, yok; psikolojik sıhhatinden şüphe ediyorum.

-Fays, benim saf arkadaşım, bu ikisi lezbiyan. Aralarındaki ilişki basit bir hemşerilik ve ev arkadaşlığı ilişkisi değil, her şeyden öte seksual bir cazibe. Beşiktaş’taki o masum görünen kız talebe evi adeta bir arzu fırını gibi yanıyor.

-İnanamıyorum. Bunları nereden öğrendin?

-Bizim bölümdeki Aslı’dan, kısa boylu olan yok mu hani.

-Peki Aslı bunları nereden öğrenmiş?

-Anlatacağım Fays, fakat öncelikle gidip iki çay al. Bunları kuru kuruya anlatmak istemem zira duyduğunda beyninden vurulmuşa döneceğine bahse girerim.

                Hemen masadan kalktım ve çay sırasına girdim. 50 kuruşu verdim ve çayları aldım. Masaya dönerken heyecandan ellerim titriyordu ve çayları zar zor taşıyordum. Durumu gören kantinci Hasan Bey “Faysal, isterseniz bir tepsi alın. Çayları döküp beni bir de temizlikle uğraştırmanız şu yoğun saatlerde isteyeceğim en son şey. Bundan emin olabilirsiniz” dedi. Onu kırmadım ve çayları bir tepsiye koyarak masaya ulaştım, Erhan’ın karşısına oturdum. Erhan, yüzünde pis bir tebessümle bana baktı ve sordu, “Hazır mısın Fays?”

                Hazır olduğumu söylesem de bugün geçmişe baktığımda aslında o gün bunları dinlemeye hiç de hazır olmadığımı fark ediyorum. Erhan anlatmaya başladı;

-Bundan birkaç hafta önce Gizem bizim bölümdeki birkaç kızı evlerine güne davet etti. Naz, Selin, Pınar ve Aslı bu davete icabet edip okul çıkışında hep birlikte Beşiktaş’taki o talebe evinin yolunu tuttular. Bu davete ve kızların okuldan çıkıp hep birlikte avtobusa binişine şahit olduğumdan birkaç gün sonra Aslı’ya gayet dostane bir şekilde Gizemlerdeki günün nasıl geçtiğini sordum. Aslı gözlerime baktı ve dedi ki “Erhan, o evde bir daha asla görmek istemeyeceğim şeylere tanık oldum, kaç gündür bu kâbus gibi olayları içimde tutuyorum fakat madem sen sordun, artık anlatacağım fakat senden ricam şudur ki lütfen bunlar aramızda bir sır olarak kalsın.” Ona anlatacaklarını kimseye anlatmayacağıma dair söz verdikten sonra olayları anlatmaya başladı. “Her şey sıradan bir kız kıza sohbet gibi başlamıştı. Çaylar, kısırlar, kuru pastalar, börekler. Hep birlikte dedikodu yapıyor, derslerden, erkeklerden ve genel olarak yaşamdan bahsediyorduk. Saat yedi sularında kalkmak istedik fakat Gizem’le ev arkadaşı Sevil o gece orada kalmamız için ısrarcı oldular. Diğer kızlar çeşitli bahaneler ileri sürerek gitseler de ben kalabileceğimi söyledim. Bunu söylediğimde Gizem ve Sevil birbirlerine baktılar, gözlerinde samimi ve sıcak bir tebessüm görünce kalmamızı nezaketen değil gerçekten öyle arzuladıkları için istediklerini anladım. Bütün gün zaten yiyip içtiğimiz için akşam yemeğini hafif bir şeylerle geçiştirdik, sofrayı topladık ve Kurtlar Vadisi izlemek için hep beraber televizyonun karşısına geçtik. Televizyon izlemeye başlayalı yarım saat kadar olmuştu ki reklam arasında Gizem, Sevil’e “Haydi gel, karpuz keselim” dedi. Yardım etmek istediğimi söylesem de buna gerek olmadığını söylediler ve karpuz kesmek için mutfağa gittiler. Reklamlar bitti, dizi tekrar başladı fakat mutfaktan gelen giden yoktu. Bir karpuz kesmek bu kadar uzun sürmemeliydi. 15 dakika kadar geçtikten sonra meraklanıp mutfağa doğru gittim, kapıdan kafamı uzattığımda gördüğüm manzara şoke ediciydi. Gizem, Sevil’in üzerindeki bluzu göğüslerinin üzerine sıyırmış, gündüzden kalan kısırı avuçlarıyla Sevil’in göğüslerine sürüp yalıyordu. Sevil de sağ elini Gizem’in lastikli aşofmeninden içeriye sokmuş adeta bir şeyleri kurcalıyordu. Tüm bunlar yaşanırken ikiliden inlemeye benzer sesler çıkıyordu, gözleri kapalıydı, kendilerinden geçmiş vaziyetteydiler. Hemen yerimden hiç kalkmamışçasına salona döndüm, şok içerisinde olsam da bunu belli etmemem lâzımdı. Derin nefesler alarak kendimi sakinleştirmeye çalışıyordum. Birkaç dakika sonra ellerinde bir tabak muntazam dilimlenmiş ve çekirdekleri itinayla ayıklanmış karpuzla çıkageldiler. “Nerede kaldınız kızlar? Karpuz Diyarbakır’dan mı geliyor? Bakın Abdülhey’i vurdular, kaçırdınız.” dedim.  Tebessüm ederek bıçağın köreldiğini, sivriltmenin zaman aldığını söylediler. Onları gördüğümü anlamamışlardı, buna sevinmiştim. Karpuzlarımızı yedik ve diziyi sonuna kadar izledik, ertesi sabah erken saatte dersimiz olduğu için yatmaya karar verdik. Bana çarşaf, yastık ve bir battaniye getirip salondaki çekyatı hazırladılar. İyi geceler dediler ve yatmaya gittiler. Gecenin ilerleyen saatlerinde Gizem tarafından uykumdan uyandırıldım. Bana içeride ona göstermek istedikleri bir şey olduğunu söyledi ve kolumdan tutarak odalarına götürdü. Odada Sevil çırılçıplak duruyordu. Gizem ve ben odaya girince Sevil ayağa kalktı ve kapıya doğru yürüdü, Gizem’i ateşli bir biçimde öpmeye başladı. Islak dudakları birbirlerinin suratları üzerinde geziyordu. Gizem’in elleri Sevil’in çıplak ve dolgun kalçalarının üzerinde adeta dans ederken Sevil’de sağ elinin orta ve işaret parmaklarını Gizem’in yana sıyırdığı külotunun içinden onun gece lambasının mavi loş ışığında parlayan etli vajen dudaklarının arasına sokuyordu. Bu böyle bir dakika kadar sürdü ki kalçamda bir avuç hissettim, donup kaldığımdan bir aksülamelde bulunamadım, kimin olduğunu dahi fark etmediğim bu el lastikli aşofmenimden aşağıya inip kalça loblarımı tutkuyla sıkmaya başladı ki ismimi duymamla irkildim. Gizem bana onlara katılıp katılmamak istemediğimi sorarken her ikisi de yüzüme ihtirasla bakıyorlardı. Bunu asla yapamayacağımı ve evden gitmek istediğimi söyledim. Sinirlerim o kadar gerilmişti ki doğru düzgün bir cevap veremiyordum, adeta dona kalmış, beynimden vurulmuşa dönmüştüm. Bana katılmak zorunda olmadığımı, yalnızca teklifte bulunduklarını, evden gitmeme ise hiç gerek olmadığını söylediler. O saatte vesait bulamayacağımı da düşünerek çaresizce salona gidip yattım fakat bütün gece gözüme uyku girmedi, zaten arzu etsem de uyuyamazdım zira odalarından gelen tutku dolu inlemeler bunu imkânsız kılardı. Sabah uyandık, kahvaltıda ben hâlen dün gece yaşananlar gerçek mi rüya mı diye düşünürken Gizem’in, bardağına çay dolduran Sevil’i dudağından öpmesiyle tüm bu yaşananların gerçek olduğunun farkına vardım. Bana bakıp dün gece onu da davet etmelerinin yanlış olduğunu fakat tutkularına yenilerek böyle bir teklifte bulunduklarını söylediler ve benden yaşananların bu evden dışarıya çıkmamasını rica ettiler.” Aslı bana bunları anlattıktan sonra son günlerde o ve Gizem arasında yaşanan soğukluğun sebebini de anlamıştım Fays. Zavallı kızı da lezbiyan ilişkilerine arzu nesnesi yapmaya kalkmışlar. Şimdi anlıyor musun dostum neden Gizem’le aramda bir şey olmadığını ve neden seninle Sevil’in arasında bir şey olmayacağını?

                  -Anlıyorum Erhan, anlıyorum ve insanlığımdan utanıyorum. Nasıl aşağılık insanlarmış. Evlerinde misafir bulunan genç bir kızı uykusundan uyandırıp yaşadıkları ihtiraslı ilişkinin bir parçası yapmaya kalkmışlar. Zavallı Aslı, büyük bir travma yaşıyor olmalı.

                Erhan bana bunları anlattıktan sonra kız talebe evleri hakkında zihnimde bir aydınlanma yaşandı. Kim bilir kaç ayrı kız talebe evinde benzer lezbiyan ilişkiler yaşanıyordu. Kim bilir kaç genç kız misafir edildikleri kız talebe evlerinde bu tip bir lezbiyan ilişkinin parçası olmaya davet ediliyor ve hatta zorlanıyordu. Kim bilir kaç ev sahibi masum görünüşlü iki kız talebeye evlerini içeriye erkek almama şartıyla kiraya verirken bir erkeğe ihtiyaç duymadan yaşanabilen kadın seksualitesini görmezden geliyordu. Bu soruların cevaplarını beklide hiçbir zaman alamayacaktım fakat bu olayı dinledikten sonra Sevil’den vazgeçmeye karar vermiştim ve kız talebe evlerine bir daha katiyen aynı gözle bakmayacaktım.


Here is the house
Where it all happens
Those tender moments
Under this roof
Body and soul come together
As we come closer together
And as it happens
It happens here in this house

So we stay at home
And I'm by your side
And you know
What's going on inside
Inside my heart
Inside this house
And I just want to
Let it out for you

5 yorum:

nitra dedi ki...

su kelime dogrulamayi kaldirsana olm bu ne ya..

Adsız dedi ki...

Aslı tam senin kafadanmış başkan hem iffetli hem güvenilir hem de ne zaman beyninden vurulmuşa dönmesi gerektiğini biliyor. Onu zevcen etmeyi hiç arzulamadın mı?

Adsız dedi ki...

knk etiketler çok iyi

Adsız dedi ki...

kanayan bir yaraya parmak basmışsın üstad

Azdım Hikmet dedi ki...

Tek kelimeyle mükemmel